İstanbul Kültür Üniversitesi Psikoloji Kulübü Web Sitesi

İyi Bildiğiniz Bir Konuda Yeni Öğrendiğiniz Bir Şeyi Zaten Bildiğinizi Sanıyorsunuz

Bu konuyla ilk olarak çalışanlardan birisi Psikolog Ulric Gustav Neisser‘dir. Bu kavramı Challenger Patlaması ve Watergate Skandalında insanların ifadelerinden yola çıkarak incelemiştir. Bu kavram kolektif bellekte çarpıtma dinamikleri olan öyküselleştirme, uzlaşımsallaşma,uzaklaştırma ve araçsallaştırma unsurları barındırır. https://tr.wikipedia.org/wiki/Challenger_Uzay_Meki%C4%9Fi_kazas%C4%B1 https://tr.wikipedia.org/wiki/Watergate_skandal%C4%B1   İnsan hafızası; geri sarılıp tekrar izlenebilen ve her defasında da aynı olayların aynı sırada gerçekleştiğinin görüldüğü bir video kaseti gibi değildir. Esasında, hafızalar, onları her hatırlamamızda yeniden oluşturulur. Her yeni oluşumda da hafızalar değişebilir,.. Devamı

Psikoloji zehirlenmesi

Peki ben ne okuyayım? Gönül rahatlığıyla ‘okuyun’ demek zor. İnsanı anlamak için sanat duruyorken sözde bilimsel okumalara yönelmek akıl kârı olmayabilir. “Peki ben ne okuyayım?” Yanıtını bulmakta en zorlandığım soru bu sanırım. İnsan kendini anlamak için ne okumalı? Samimi yanıtım Dostoyevski veya Highsmith olurdu ama beklenti popüler psikoloji olunca işim zorlaşıyor. Psikoloji bilgisi laboratuvardan kitaba gelene kadar -yani popülerleştirilme sırasında- deforme oluyor olmasına da laboratuvardaki kısmı da pek tekin gözükmüyor… Devamı

İstanbul’un çöp haritası [Haber]

580b51470f2544413ccb7362

Doğada insandan başka çöp üreten bir canlı yok. Çöp, insanın yaşamında arta kalan bir şey. Evin içinde, perde arkasında kalan özel yaşamın izlerini kişinin, ailenin çöpünde bulabilirsiniz. İnsan kamusal yaşamını kurgulayarak yönlendirebilir ancak çöpü, gerçekte kim olduğunu ele verecektir. Gazeteci Umut Yiğit’in uzmanlığı çöp sosyolojisi. Çöpleri karıştırmaya İzmir ve İstanbul’dan başladı; amacı, tüm Türkiye’nin çöp haritasını çıkarmak. Çöp karıştırmaya nasıl başladınız? – Gazetecilik mezunuyum ama iletişim sosyolojisi üzerine mastır yapıyorum. Bavul.. Devamı

Derste Önerilen Yayınlar (Psikolojide Etik İlkeler)

Seni O Kadar Çok Sevdim Ki – Il y a longtemps que je t’aime (2008) 15 yılını cezaevinde geçiren, sessiz ve düşünceli Juliette, özgürlüğüne kavuştuktan sonra yıllardır görmediği kız kardeşinin yanına yerleşir. Ancak hem cezaevi yılları hem de içeri girmesine neden olan acıklı olay herkesten gizlenir. Bu durum Juliette’in gerilmesine neden olsa da, hem ailesinin desteği hem de kendisine yaklaşmak isteyen bir adam yaşama uymasında yardımcı olur. İçimdeki Deniz – Mar adentro (2004).. Devamı

Didik Didik Freud (Açık Radyo Yayını)

Açık Radyo’nun efsanevi yayınlarından Didik Didik Freud, 20. yayın yılı nedeniyle yeniden yayımlanmış. Hazırlayanlar: Serol Teber ve Şenol Ayla. Şenol Ayla, 11 yıl önce ilk kez yayımlanan dizinin son bölümünden birkaç hafta sonra yitirilen Serol Teber’in Didik Didik Freud için yola çıkarken söylediği şu sözleri anımsatıyor: “Freud’u atomize etmek istiyoruz. Bir insana ya da herhangi bir konuya yaklaşırken, onu atomize etmeyi, onu didik didik etmeyi, arkeolojik bir tanımlamayla onun bütün katmanlarına.. Devamı

Makale Okuması

*Yazıya buradan ulaşabilirsiniz: http://www.turkpsikolojiyazilari.com/default.aspx?pfn=dergiOkur&jabr=TPY&iid=16&modulePage=article&dt=ts&aid=27 

Psikoloji Kulübü Bülteni Lacan Sayısı

İKÜ Psikoloji Kulübü Bülteni 5.Sayısı “Jacques Lacan” dosya konusuyla son derece özgül bir alan olan Lacancı özeçözümleme(psikanaliz) içeriğiyle hazırlanmıştı. 6.sayının çıkmasıyla eski sayının PDF’si yayımlandı. İyi okumalar🙂 İsterseniz buradan ulaşabilirsiniz: 5.Sayı, 2015 (Kapak) – 5.Sayı, 2015 (İçerik) İstanbul Kültür Üniversitesi Psikoloji Kulübünün dergisinin öteki geçmiş sayılarına bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz: Bütün Sayılar (psikulüp.com) Özeçözümleme: Uzun bir süre içinde dönemsel olarak yinelenen oturumlarla ve bir görüşmeci ya da sağaltımcının yardımıyla görüşülen kişinin kendini özgürce ve istençli.. Devamı

PSİKOLOGLAR PARAYI PSİKOLOGLARDAN KAZANIYOR        Siz de mi psikologsunuz? Olsun fark etmez, psikoloji öğrencilerine hatta nefes alan herkese kapımız açık. Size çok güzel bir haberim var. Her derde deva eğitimlerimden yararlanmak ister misiniz? Hipnoz mu yapmak isterseniz yoksa Cinsel Terapi Yapma Beceresi Kazandıran eğitimimize mi katılmak istersiniz? Bu arada merhaba, ben Facebook’ta tüm psikoloji bölümüyle alakalı sayfaları, eğitim ilanları ile dolduran kişiyim. Tanıdınız değil mi? Staj ilanları için.. Devamı

“Bilimsel Düşünmek Neden Daha Zor Geliyor?   Psikoloji alanında yıllardır yapılan araştırmalar, insanların bilişsel cimriler olduklarını ortaya koyuyor. Bir probleme yaklaşırken, doğal düşünce sistematiğimiz gereği bilişsel süreci işletmede oldukça cimri davranırız. Bu durumu, psikologlar; hızlı, sık görülen, duygusal, bilinçaltına dayalı otomatik ve sezgisel işlemlerin olduğu çok yorucu olmayan tip-1 düşünüş  olarak tanımlıyor. Buna karşın tip-2 düşünüş ise; daha yavaş, çaba gerektiren, sık görülmeyen, mantıklı, hesaplamacı ve daha çok çevredeki ipuçlarını göz önüne alan düşünce biçimidir. İnsanlarda tip-1 düşünüş biçiminin doğal olarak var olması evrimsel açıdan mantıklıdır. Çünkü, eğer bir sorunu basit bir biçimde çözebilirsek, diğer görevlerin üstesinden gelmek için ekstra mental kapasite biriktirmiş oluruz.  Fakat ortaya şöyle bir sorun çıkıyor: Peki ya basit ipuçları yetersiz kaldığında ya da elimizdeki ipuçları büyük oranda karmaşık olduğunda ne yapacağız? İşte, herhangi bir insan bilimsel verilerden ya da istatistiklerden ziyade bir başkasının kişisel düşüncesine inanmayı seçtiğinde bu tarz bir çelişki ortaya çıkabiliyor. İnsanlar; kişisel bir düşünceyi değerlendirirken, otomatik bir biçimde; beynimizin evrimsel olarak sosyal etkileşimi ve akran bağlarını destekleyen eski bölgelerini devreye sokar. Fakat bilimsel delilleri anlayabilmek ise; daha karmaşık, mantıklı ve zor olan tip-2 düşünüş biçimini gerektiren evrimsel olarak daha yeni bir başarıdır. Bu ikili süreç açısından bakıldığında, kişisel düşüncenin bilimsel düşünceye baskın gelmesinde birkaç etken görebiliriz. Öncelikle, bazı insanlar bilimsel düşünmenin kurallarını öğrenmemiş olabilir. Bu tarz durumlarda, başlangıç ayarı olan tip-1 düşünüş biçimi bu insanların otomatik olarak düşünce sistematikleri olur. Bu insanlar; karmaşık düşünceleri değerlendirme sürecini zorlayıcı bulurlar ve basit olanı; yani, bir başkasının düşüncesini kolaylıkla kabullenmeyi seçerler. Öte yandan, insanlar; somut delilleri değerlendirebilseler bile ilkel hal olan tip-1 sürecine geri dönme eğilimindedirler ve bu eğilim; mantıklı çıkarımlar yapmayı engelleyerek kişisel düşünceye duygusal yaklaşmayı ve nihayetinde de yanlış yola sapmayı ortaya çıkarabilir. Bir başka deyişle; bilimsel düşünme zorlayıcı olduğundan, bilişsel cimriliğe olan eğilimimiz ve mental enerjimizi harcamama yaklaşımımız; bizleri tip-2 düşünüş biçimini devreye sokmaktan genellikle alıkoyar. İyi haber ise; tip-1 düşünüş biçimine doğru eğilimin üstesinden gelebilmenin mümkün olduğu. Bu noktada da yapılması gereken; daha fazla bilimsel ve istatistiksel düşünme pratikleri yapmak. Toplumdaki bilim-okur yazarlığı seviyesinin artması; çıkarım yapmayı gerektiren karmaşık durumlarla karşılaşıldığında otomatik düşünüş biçimi olan tip-1 düşünüş biçimi yerine tip-2 düşünüş biçiminin yaygınlaşmasını sağlayacaktır.   Alıntı: http://bilimfili.com/  ”

– Bilimsel Düşünmek Neden Daha Zor Geliyor?